5.SINIF SOSYAL BİLGİLER

Ders Notları

Performans Konuları

Proje Konuları

Yazılı Soruları

Soru ve Cevap Etkinlikleri

Sosyal Bilgiler Sözlüğü

Test Soruları

 

6.SINIF SOSYAL BİLGİLER

Ders Notları

Performans Konuları

Proje Konuları

Yazılı Soruları

Soru ve Cevap Etkinlikleri

Sosyal Bilgiler Sözlüğü

Test Soruları

 

7.SINIF SOSYAL BİLGİLER

Ders Notları

Performans Konuları

Proje Konuları

Yazılı Soruları

Soru ve Cevap Etkinlikleri

Sosyal Bilgiler Sözlüğü

Test Soruları

 

8.SINIF İNKILAP TARİHİ

Ders Notları

Performans Konuları

Proje Konuları

Yazılı Soruları

Soru ve Cevap Etkinlikleri

İnkılap Tarihi Sözlüğü

Test Soruları

 

8.SINIF VATANDAŞLIK

Ders Notları

Performans Konuları

Proje Konuları

Yazılı Soruları

Soru ve Cevap Etkinlikleri

Vatandaşlık Sözlüğü

Çalışma Kitabı Cevapları

SANAL SOSYALCİ

Sosyal Bilgiler Öğreniyorum

I.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRENİYORUM

BİR OLAYIN ÇOK BOYUTLULUĞU, ÇOK YÖNLÜLÜĞÜ:
Dünya’da ve çevremizde meydana gelen hiçbir olay tek boyutlu, tek yönlü değildir. Hem Dünya’da hem de çevremizde meydana gelen her olay yaşamın birçok alanını etkiler. Yaşadığımız olayın sadece kendimizi ilgilendirdiğini düşünmek de doğru değildir. Birçok olay bizimle birlikte annemizi, babamızı, kardeşlerimizi, akrabalarımızı ve arkadaşlarımızı da etkilemektedir. Hastalandığımızda sadece kendimiz değil yakın çevremiz de bu durumdan zarar görür. Bu durumu biraz daha genele yayacak olursak 17 Ağustos 1999’da Gölcük (Kocaeli/İzmit) merkezli deprem sadece İzmit’i değil beraberinde Marmara bölgesini dolayısıyla aynı zamanda tüm Türkiye’yi, hatta tüm Dünya’yı etkilemiştir.
Etkileme-etkilenme durumunu sadece varlık boyutunda da düşünmek doğru değildir. Meydana gelen olaylar aynı zamanda içerik açısından da değişik boyutlar, yönler ortaya çıkarabilirler. Olaylar beraberlerinde sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, dinsel gibi değişik yönlerden de etkilenmeleri beraberlerinde ortaya çıkarabilirler.
Örnek: Mahallemize açılan yeni bir okul sadece bizi değil, aynı zamanda bütün mahalleyi, şehrimizi ve ülkemizi etkiler. Bunun yanı sıra o çevrede eğitimi (kültürel yönden)etkiler, orada iş kollarının gelişmesini sağlar (ekonomik yönden), insani ilişkiler yönünden insanların yaşamını da etkiler (sosyal yönden).
 
OLGU: Kolayca anlaşılabilir, kanıtlanabilir ve bilimsel verilere dayanan bilgidir. Olgu kişiden kişiye değişmez.
Örnekler: Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Türkiye’nin başkenti Ankara’dır. İnsan canlı bir varlıktır.
Adana Akdeniz bölgesindedir.
 
GÖRÜŞ: Kişiden kişiye değişen ve insanların kendi düşüncelerini yansıtan bilgidir.
Örnekler: En çalışkan insanlar Türklerdir.
Dünya’nın en güzel kenti Adana’dır.
Sarı en hoş renktir.
 
Olgu ve Görüş Arasındaki Farklar:

OLGU

GÖRÜŞ

Herkes tarafından kabul edilir.

Herkes tarafından kabul edilmez.

Kesinlik belirtir.

Kesinlik belirtmez.

Herkese göre aynıdır.

Kişiden kişiye değişir.

Doğruluğu tartışılmaz.

Doğruluğu tartışılır.

Bence, sence gibi sözcükler içermez.

Bence, sence gibi sözcükler içerir.

KAVRAM: Basit bir fikri veya gerçeği veya bir grup şeyi soyutlayarak ifade eden terim. Bir nesnenin veya düşüncenin zihinden soyut ve genel tasarımıdır.
Örnekler: Sarı, kırmızı, mavi….. bunların hepsini “renk “ olarak ifade ederiz. Renk kavramdır.
Bir sınıfta Öğrenciler Ali, Ayşe vs. Hepsini birden “öğrenci” olarak ifade ederiz. Öğrenci kavramdır.
Yürümek, koşmak, oturmak kelimelerinin kavramı ise “hareket”tir.
Matbaa – Kağıt, Makineleşme - İşsizlik
 
GENELLEME: Olgu ve kavramlardan daha kapsamlı bilgiler elde etmektir. Kavramlar arasındaki ilişkiyi yorumlayan bir düşüncedir.
Örnekler: Erkekler futbol oynamayı severler.
Kızlar pembe renkli elbiselerden çok hoşlanırlar.
Akdeniz bölgesinde yağmurlar kışın yağar.
 
BİLİMSEL ARAŞTIRMA BASAMAKLARI:
1- İlgi ve yeteneğe göre konuyu belirlemek; Her insanın ilgi alanı ve yetenek özelikleri birbirinden farklıdır. Bilimsel çalışmalar yapılırken insanlar ilgi duydukları alanlardan konu seçiminde bulunurlarsa daha istekli çalışmalar yaparlar. Yeteneklerine uygun konular seçerlerse hem kendilerini hem de tüm insanları heyecanlandıracak ve etkileyecek daha başarılı sonuçlar ortaya çıkarırlar.
 
2- Seçtiğimiz konu ile ilgili varsayımlarda (hipotez) bulunmak; İkinci basamakta seçilen konu ile ilgili varsayımlarda(hipotezlerde) bulunulur.
Varsayım(Hipotez): Üzerinde henüz bilimsel çalışmalar yapılarak doğruluğu kanıtlanmamış ama bilimsel çalışmalar yapıldığında doğru çıkacağı umulan düşüncelere varsayım(hipotez) denir.
 
3- Konuyla ilgili kaynak taraması yapmak ve bilgi(veri) toplamak;
Sözlü Kaynaklar: İnsanlar
Yazılı Kaynaklar: Kitap, dergi, gazete, internet çıktısı vb.
Görsel Kaynaklar: Televizyon programları, görüntü, resim ve fotoğraflar.
Üçüncü basamakta öncelikle seçilen konularla ilgili kaynak taraması yapılır. Kitaplar, dergiler, gazeteler, ansiklopediler, internet ve hatta insanlar kaynak olarak kullanılabilir. En çok bilgi kitaplarda bulunur. En çok kitaplar ise kütüphanelerde bulunur. Kütüphanelerdeki kitaplar, bulması ve kullanımı kolay olsun diye “Katalog Sistemi”ne göre gruplandırılmıştır.
Katalog sistemine göre kütüphanelerdeki kitaplar;
000 – Genel Konular,  

100 – Felsefe ve Psikoloji,

200 – Din,

300 – Sosyal Bilgiler,

400 – Dil,  

500 – Doğa Bilimleri ve Matematik,

600 – Teknoloji,

700 – Sanat,

800 – Edebiyat,

900 – Tarih ve coğrafya

şeklinde gruplandırılmıştır. Günümüzde bilgisayarların devreye girmesi bu sistem daha da kolaylaşmıştır. Herhangi bir araştırma için kütüphaneye gittiğimizde öncelikle konumuzun içeriğine göre ilgili bölüme geçer, burada bulunan alfabetik şekilde sıralandırılmış olan çekmecelerden kitap veya yazar isimlerini katalog numaraları ile birlikte tespit ederiz. Arkasından görevliye istediğimiz kitap ve yazarın adını katalog numarası ile birlikte veririz. Kitap istek formunu doldurup, okuma salonuna geçeriz. Kitapları okurken aradığımız bilgilere ulaştığımızda “bilgi fişleri” ni doldururuz. Bilgi fişlerinde ilgili bilgilerin yanı sıra konu adı, kitabın ve yazarın adı, cilt ve sayfa numaraları ile basım yeri, basım yılı ve tarihi bulunmalıdır. Çalışmalarımız tamamlanınca kitapları görevliye geri verip, teşekkür etmeliyiz. Araştırmalarımızda doğru ve tarafsız bilgilere ulaşabilmek mutlaka çok sayıda kaynaktan yararlanmalıyız.
Bilgi: Araştırma, soruşturma, inceleme, deney, gezi ve gözlem gibi yöntemler kullanılarak ortaya çıkarılan ayrıca akıl ve mantığa uygun olan verilere bilgi denir.
Bilim: Bilgi topluluğu veya bilgilerin ortaya çıkmasını sağlayan sisteme bilim denir.
 
4- Kaynaklardan topladığımız bilgileri incelemek gruplandırmak ve bunları varsayımlarla karşılaştırmak; Topladığımız verileri içeriğine göre sınıflandırırız. Kaynaklardan elde ettiğimiz verileri daha önce ileri sürdüğümüz varsayımlarımızla karşılaştırırız. Bu varsayımların olgulara dönüşüp dönüşmediğini inceleriz. Olguya dönüşmeyen varsayımlarımızı yanlış olduğunu anlayarak değiştiririz.
 
5- Metin oluşturmak; Son aşamada edindiğimiz ve doğruluğunu yaptığımız çalışmalarla kanıtlamış olduğumuz bilgileri metinlere dönüştürürüz.Yazdığımız metinler kısa olursa buna makale, uzun olursa kitap denir.Ortaya çıkan eser ister makale olsun isterse kitap her türlü durumda yazılarımızı yazarken kullandığımız bilgileri kimden, hangi kaynaktan edindiğimizi cilt ve sayfa numaraları ile birlikte muhakkak sayfalarımızın altıda dipnot olarak göstermeliyiz.Bu bilgileri dipnotlar ile göstermezsek eğer
Dipnot: Metni yazarken alıntı yaptığımız kısımları (cümle yada paragrafları) nereden ve kimden aldığımızı gösteren notlardır.
Kaynakça: Yararlandığımız kaynakların adını belirtmemizdir.

TEMEL HAKLAR:

HAK: İnsanların herhangi bir işi yapma yetkisine hak denir.
 
ÖZGÜRLÜK: İnsanların hiçbir insana zarar vermeden dilediği her şeyi yapabilmesine özgürlük denir.
 
TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZİN GENEL ÖZELLİKLERİ:
1- Doğumla başlar, ölümle biter.
2- Evrenseldir. Dünya’nın her yerinde geçerlidir.
3- Dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez özellikler taşırlar.
4- Tamamı bir bütündür. Bir tanesi bile olmazsa veya kullanılmazsa diğerleri bir işe yaramaz.
5- Yaşama hakkımızın dışındaki diğer tüm haklar sıkıyönetim, savaş, bulaşıcı hastalıklar, nüfus sayımları gibi insan hayatının söz konusu olduğu olağanüstü durumlarda sınırlandırılabilir. Normal durumlarda hakların sınırlandırılması asla söz konusu olamaz.
6- Başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yerde bizim hak ve özgürlüklerimiz biter.
7- Her devlet düzenlediği anayasa ve yasalarla İnsan haklarını güvence altına almak zorundadır.
8- Bütün haklar uluslar arası belgeler ve kuruluşlar tarafından da koruma altına alınırlar.
* Kişi Dokunulmazlığı

* Ailenin Korunması

* Vatandaşlık Hakkı
* Özel Yaşamın Gizliliği

* Eğitim ve Öğrenim Hakkı

* Seçme ve Seçilme Hakkı
* Konut Dokunulmazlığı  

* Çalışma Hakkı

* Dilekçe Hakkı
* Haberleşme Özgürlüğü

* Sendika Kurma Hakkı

* Kamu Hizmetlerine Girme Hakkı
* Yerleşme ve Seyahat

* Toplu İş Sözleşmesi, Grev Özgürlüğü ve Lokavt hakkı

* Siyasi Parti Kurma ve Siyasi Faaliyetlerde Bulunma Hakkı
* Düşünce ve İnanç Özgürlüğü

* Sağlık Hakkı
* Basın ve Dernek Kurma Özgürlüğü
* Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı
 
TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KÖTÜYE KULLANILMAMASI:
(Anayasa, Madde 14):Anayasa’nın hiçbir hükmü Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şeklinde yorumlanamaz.
 
YAŞAMA HAKKI:
(Anayasa, Madde 17):Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Yaşama hakkı, bütün hakların temelidir. Savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde dahi durdurulamaz, yok edilemez.
 
KİŞİ DOKUNULMAZLIĞI HAKKI:
(Anayasa, Madde 17):Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya muameleye tabi tutulamaz.
Böylece kişinin yaşaması ve vücut bütünlüğü güvence altına alınmıştır.
 
KONUT DOKUNULMAZLIĞI:
(Anayasa, Madde 21): Kimsenin konutuna dokunulamaz. Çeşitli nedenlerle, yasayla yetkili kılınmış kurumların yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.
İnsanların kendi evlerinde rahatsız edilmeden yaşam sürme hakkı Anayasada güvence altına alınmıştır.
 
ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ:
(Anayasa, Madde 20):Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Kişilerin özel hayatlarını kendilerinin izni olmaksızın topluma sergilemek doğru değildir.
Özel Yaşam: Meydana gelen herhangi bir olay sadece bir bireyi, o bireyin ailesini veya çalışma arkadaşlarını ilgilendiriyorsa bu olay o insanın özel yaşamına ait bir olaydır.
Genel Yaşam: Meydana gelen bir herhangi bir olay bir kişinin yanı sıra yaşadığı mahalleyi, kenti, ülkeyi veya tüm dünyayı ilgilendiriyorsa o olay genel yaşam içerisinde yer alan bir olaydır.
Örnek: Herhangi bir insanın otomobilinin içinde ailesi ile birlikte sohbet ederek trafikte yol ilerlemesi
o kişinin özel yaşamına ait bir olaydır. Fakat aynı bireyin az sonra kendisini ailesiyle yaptığı sohbete kaptırıp dikkatini dağıtması ve kaza yapması genel yaşama yönelik bir olaydır.
 
HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ:
(Anayasa, Madde 22):Herkes haberleşme özgürlüğüne sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Bilgisi ve izni olmaksızın hiç kimsenin telefonu dinlenemez, mektupları açılıp okunamaz. Bunlar yasalarla güvence altına alınmıştır.
 
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ:
(Anayasa, Madde 26):Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına
 veya toplu olarak açıklama hakkına ve yayma hakkına sahiptir.
(Anayasa, Madde 28):Basın hürdür, sansür edilemez.
Basın özgürlüğü de insanların fikirlerini gazete, dergi, radyo ya da televizyon aracılığı ile insanlara ulaştırma özgürlüğünü içerir.
 
EĞİTİM VE ÖĞRENİM HAKKI:
(Anayasa, Madde 42):Kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetiminde yapılır.
İnsanın kendisini geliştirme ve sahip olduğu hakların bilincine varması eğitim yoluyla olur.

SAĞLIK HAKKI:
(Anayasa, Madde 56):Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Sağlık hakkı insana beden ve tuh sağlığı içinde yaşama isteme hakkını verir.
 
SEÇME VE SEÇİLME HAKKI:
(Anayasa, Madde 67):Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
Seçme ve seçilme hakkı demokratik toplumlarda temel ilkelerden biridir.
 
DİLEKÇE HAKKI:
(Anayasa, Madde 74):Vatandaşlar ve karşılıklı esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Bir isteğimiz, sorunumuz olduğunda onun çözümünü istemek için yazılan kısa yazılara dilekçe denir.
Her insan sorunu ve isteğini dile getirmekte özgürdür. Bu nedenle istediği kuruma dilekçe verebilir. Dilekçelere en geç 60 gün cevap verilmesi kanuni bir zorunluluktur.
 
BİLGİ EDİNME HAKKI: 9.10.2003’de kabul edilen Bilgi Edinme Kanunu’na göre;
(Madde 4): Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.
(Madde 5): Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.
(Madde 6): Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir. Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.
(Madde 7): Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.
 
TÜKETİCİ HAKLARI İHLALLERİ İÇİN;
Tüketici Mahkemesi,
Tüketici Hakları Merkezi,
Tüketici Hakları Derneği,
Tüketici Hakları İl/İlçe Hakem Heyeti
Reklam Kurulu ve
Belediyelere başvuruda bulunarak hakkımızı arayabiliriz.


TÜKETİCİ HAKLARI HİZMET AKSAMALARI İÇİN;
Muhtarlıklar, Belediyeler, Kaymakamlıklar ve Valiliklere başvuruda bulunarak hizmet aksamasını ortadan kaldırabiliriz.
 
VATANDAŞLIK GÖREVLERİMİZ:
1 – Kanunlara uymak
2 – Vergi vermek
3 – Seçimlere katılmak
4 – Askerlik yapmak
 
SORUN ÇÖZME YÖNTEMİ:
Ortaya çıkan hiçbir sorun şiddet kullanılarak, başkalarının hakları çiğnenerek, kendi haklarımızdan ödün vererek, görmezlikten-duymazlıktan gelerek, tavır alarak ve küserek çözülemez. Bu tür yöntemler bırakın sorunları çözmeyi bir kenara, var olan sorunları daha da büyütürüz.
Ortaya çıkan sorun ne olursa olsun taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin hak ve özgürlüklerini göz önünde bulundurarak yani empati yaparak ve iletişim kurarak bütün sorunları çözebilirler.
EMPATİ KURMA: Bir bireyin kendisini karşısındakinin yerine koyması, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmasıdır.

SOSYAL BİLİMLER:
Sosyal bilimler dünyanın ve yaşamın insanî ve toplumsal yönlerini inceleyen bir akademik disiplinler grubuna verilen addır. Sosyal bilimler, insanları ve toplumu ilgilendiren konuları içeren dallardır.
Türkiye'de genel olarak sözel bilimler olarak da anılırlar. Şimdi bunlardan bazılarını öğrenelim;
Tarih: Geçmişte meydana gelen önemli insan ilişkilerini yer ve zaman göstererek, neden-sonuç ilişkisi içinde inceleyen ve bilgileri belgelere dayandırarak anlatan bilim dalına tarih denir.
Sanat Tarihi: Bireylerin ve toplumların eserleri inceleyerek, kültürel gelişmişlikleri hakkında bilgiler veren bilim dalıdır.
Coğrafya: Atmosfere bağlı olarak meydana gelen doğa olaylarını, bunların oluşunu, dağılışını ve varlıklar üzerindeki sonuçlarını inceleyen bilim dalıdır.
Teoloji(Din bilimi): Toplumlara ait inanç özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.
Edebiyat: Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir.
Filoloji(Dil bilimi) : Geçmişte ve günümüzde kullanılan dillerin yapısını inceler.
Paleografya(Eski yazı bilimi): Eski yazıları okuma bilimidir.
Epigrafya(Yazıt bilimi): Anıtlar üzerindeki yazıları ve kitabeleri inceler.
Sosyoloji (Toplum bilimi): Sosyal yapının işleyiş kuruluş ve işleyişini, toplumsal olayların bağlı olduğu genel kuralları, toplumların oluşturdukları kurum ve kuruluşların insan ve toplum yaşamına etkilerini inceler.
Felsefe : İnsana doğru düşünmeyi, veriler arasında bağ kurmayı, olaylara farklı açılardan bakmayı öğretir.
Psikoloji : İnsanlara ait düşünce ve davranışların kaynağını ve sonuçlarını inceler.
Arkeoloji (Kazı bilimi): Maddesel kalıntıları ortaya çıkarır. Özellikle yazının bilinmediği Tarih Öncesi Devirlerin aydınlatılmasında Tarih bilimine yardımcı olur.
Kronoloji(Takvim bilimi):Tarih boyunca değişik toplumlar tarafından kullanılmış takvimleri ve meydana gelmiş olan olayları inceleyerek bu olayların geçmişten günümüze doğru zaman sıralamasının yapılmasını sağlar.
Etnoğrafya(Kavimler bilimi): Toplumların kültürel etkinliklerini araştırıp inceleyen bilim dalıdır.
Nümizmatik(Para bilimi): Eski paraları inceler. Bu paraların ait oldukları medeniyetler hakkında bilgi edinmemizi sağlar.
Antropoloji (İnsan bilimi): İnsan ırklarını, sınıfsal açıdan inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.
Diplomatik(Siyaset bilimi): Devletler arası antlaşma, ferman, berat ve benzeri belgeleri inceleyen bilim dalıdır.
İktisat(Ekonomi): Toplumlara ve devletlere ait ekonomik etkinlikleri bütün boyutlarıyla inceleyen bilim dalıdır.
Hukuk: Anayasa ve yasaları inceleyen bilim dalıdır.
Sicillografi: Mühürleri inceler.
Heraldik: Armaları inceler.
Onomastik: Yer adlarını inceleyen bilim dalıdır.
 

SOSYAL BİLİMLER ÖĞRENMENİN YARARLARI:
Sosyal Bilgiler Dersi;
Vatandaşlık görevi ve sorumluluklarının öğrenilmesini sağlar.
Öğrencilerin, Türk milletine, bayrağına ve Türk ordusuna karşı sevgi, saygı ve güven duy­gusunu artırır.
Atatürk ilke ve inkılâplarının öneminin an­laşılması ve bunların korunması bilincinin yerleş­mesini sağlar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı temel ilkeleri öğretir.
Türk tarihinin öğretilmesini amaçlar.
Hem ülkemizi hem de dünyayı tanımamızı sağlar.
Demokratik yaşam kurallarını öğretir.
Beraber yaşama, sorumluluk alma, yar­dımlaşma ve karar verme duygularını geliştirir.
İnsanların, birbirlerine karşı olan hak ve sorumluluklarını kavramalarını sağlar.
Bilimin ve tekniğin gelişmesinin insan ha­yatı üzerindeki etkilerini öğretir.
 
ATATÜRK DÖNEMİNDE SOSYAL BİLİMLER ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR:
1 - Yurt Dışına Öğrenciler Gönderilmesi:
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Musta­fa Kemal Atatürk'ün bilime ve bilimsel araştırma­lara büyük önem verdiği herkesçe bilinmektedir. Atatürk'ün en büyük amaçlarından biri de Türki­ye'yi çağdaş bir ülke hâline getirmek ve Avrupalı devletler seviyesine çıkarmaktır. Bunu yaparken en büyük yol gösterici olarak bilimi kabul etmiştir. Atatürk'ün yaptığı inkılaplar incelendiğin­de, bu inkılapların aklın ve bilimin önderliğinde yapıldığı, modern yenilik ve gelişime açık bir özel­liğe sahip olduğu görülmektedir. Bir ülkenin hızla gelişebilmesi için önce­likle halkın eğitim seviyesinin yükseltilmesi gerek­lidir. Şüphesiz Atatürk de bu durumun farkına var­mış ve eğitim alanındaki inkılâplara önem vermiş­tir. Bu nedenle Atatürk bütçeden ödenek ayırarak yurt dışına öğrenci gönderilmesine karar vermiş­tir. Fen bilimleri, sosyal bilimler, görsel sanatlar ve arkeoloji gibi birçok alanda 1925 ile 1947 yılla­rı arasında Avrupa'ya 40 öğrenci gönderilmiştir. Atatürk, yurt dışına gidecek olan öğrencilere çektiği bir telgrafta “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum volkan olup dönmelisiniz” diyordu. Bu öğrencilerden bazıları yurt dışındaki okullarda sosyal bilimler ile ilgili eğitim aldılar ve tekrar yurdumuza dönerek yüzlerce, binlerce insanın bu alanlarda bilgilenmesini sağladılar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesine katkıda bulundular. Burhan Toprak(Sanat Tarihi), Prof. Dr. Jale İnan(Arkeoloji), Prof. Dr. A. Afet İnan(Tarih) gibi.
2 - Yeni Türk Harfleri’nin Kabulü:
Türk Milleti olarak İslamiyet’i kabul etmemizden itibaren yaklaşık bin yıl boyunca Arap harflerini kullandık. Bu durumun sonucu olarak Türkçe kelimelerin bir kısmını kullanmaya-kullanmaya unuttuk ve dilimiz yoksullaştı.Arap harflerini öğrenmek,söylemek ve yazmak oldukça zordu.1927 Nüfus sayımında Türkiye nüfusunun ancak ’unun okuma yazma bilmesi bu durumun en açık kanıtıdır.Ayrıca Arap harfleri Türkçe’nin dil yapısına uymuyordu. Tüm bu nedenlerden dolayı 1 Kasım 1928’de Arap alfabesi kaldırılarak yerine 29 harfli Yeni Türk alfabesi kabul edildi.
3 - Millet Mektepleri’nin Açılması:
O tarihlerde Türkiye’nin nüfusu 14 milyon civarındaydı ve bu nüfusun ancak ’u okuma-yazma biliyordu. Okur-yazar oranını yükseltmek gerekiyordu ama bunun için yeterince okullar yoktu. Halkımıza okuma yazmayı öğretebilmek için tüm yurtta 21Kasım 1928’de Millet Mektepleri açıldı.  Millet mekteplerinde okuma-yazma yanı sıra, matematik, sağlık bilgisi, yurt bilgisi gibi dersler de veriliyordu. Çalışanlara, gaz lâmbası, mum ışığı altında gece verilen derslere, bu davaya gönülden inanan halk, hiç aksatmadan devam ediyordu; bitirenlere, Atatürk tarafından bir Anayasa metni armağan ediliyordu. Bu büyük seferberliğin ve coşkunun sonucu, yeni harflerin kabulünden bir yıl sonra (1929), Millet Mekteplerinden diploma alanların sayısı 1 milyon 200 bine ulaştı. Millet Mekteplerinde temel eğitim görenlerin zamanla okuma-yazmayı unutabilecekleri düşünülerek 1930’da “Halk Okuma Odaları” açıldı ve 1936’da okuma odalarının sayısı 500’e ulaştı ve aynı yıl millet mektepleri uygulamasına son verildi; bu kursların işlevini Halkevleri ve Halkodaları üstlendi.  Mustafa Kemal, bazı okullarda öğretmenlik yaparak bizzat kendisi vatandaşlara okuma-yazma öğretmeye çalışmıştır. Bu önemli çalışması nedeniyle kendisine TBMM tarafından “Başöğretmenlik” unvanı verilmiştir.Bu nedenle günümüzde her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
4 - Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması(TTK):
- Türk ulusu hakkındaki yanlış değerlendirmelere son vermek için,
- Türk tarihinin sadece Osmanlı tarihinden ibaret olmadığını, bundan öncesin de köklü ve eski bir tarihe
sahip olunduğunu kanıtlamak,
- Türk tarihini doğru kaynak ve belgelere dayandırarak gerçekleriyle ortaya çıkarmak,
- Türk gençlerine tarihimizi öğreterek atalarını örnek aldırmak ve onların başarısından ilham aldırarak özgüven duygusunu geliştirmek için 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Tetkik Cemiyeti Atatürk tarafından kurulmuştur. Sonradan adı Türk Tarih Kurumu(TTK) olarak değiştirilmiştir.
Türk Tarih Kurumu’nun yaptığı çalışmaları yayınlamak amacıyla 1937’de bir dergi çıkarılmıştır. Adı, Belleten olarak Atatürk tarafından konmuştur. Halen Türk Tarih Kurumu’na bağlı olarak çalışmalarına devam eden bilimsel bir dergimizdir.
5 - Türk Dil Kurumu (TDK):
- Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce gibi değişik dillerden dilimize girmiş yabancı kelimeleri dilimizden çıkarmak ve bunların etkisinden kurtarmak için,
- Dilimize girmiş yabancı kelimeler dilimizden çıkarılamıyorsa bile en azından Türkçe dil kurallarına uygun hale getirebilmek için,
- Kullanılmaya kullanılmaya unutulmuş olan Türkçe kelimeleri tekrar ortaya çıkarmak ve dilimizi tekrar zenginleştirmek için 12 Temmuz 1932’de Atatürk tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurdurulmuştur.
6 - Halk Evleri’nin Açılması (HE):
- Yapılan inkılapları halka mal etmek,
- Cumhuriyet’e ve devrimlere bağlı her bakımdan yetişmiş insanlar yetiştirmek,
- Kültür, ülke, amaç, ve düşünce birliğini güçlendirecek bir toplum olmayı sağlamak,
- Köylü ile kentli, kentli ile aydın arasındaki ilişkiyi düzenleyip arttırmak amacıyla Atatürk tarafından 19 Şubat 1932’de açıldı. Halkevleri kısa zamanda Türkiye'nin dört bir yanına yayıldı. 1932 ile 1952 yılları arasında 478 halkevi, 4322 halk odası açıldı.
7 - Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin Kurulması (DTCF):
- Türk dili ve tarihi hakkında araştırma yapmak,
- Türk dili ve tarih alanlarında öğretim görevlisi ve araştırmacı yetiştirmek,
- Sosyal bilimlerin gelişimine katkıda sağlamak,
- Türk dili ve tarihi çalışmalarını ulusallaştırmak için Atatürk tarafından 9 Ocak 1936’da kuruldu.

ZİYARETÇİ SAYACI

Çevrimiçi: ziyaretçi

Bugün: 6 ziyaretçi

Toplam: 170138 ziyaretçi

IP Adresiniz: 54.156.69.204

 

ZİYARETÇİ DEFTERİ

REHBERLİK

Test Çözme Teknikleri

Verimli Ders Çalışma İlkeleri

Ödev Yapma Alışkanlığı

Sınav Kaygısı

Çocuk ve Ev Ödevi

Uyku Düzeni

Başarısızlık Mı?

Çocuk ve Okul

Ünlü Düşünürlerden Sözler

 

ATATÜRK DİYOR Kİ

"Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terkeder."

 

ÖĞRETMENLER İÇİN

Karne Görüşleri

Ders Kesim Raporu

Müfettişler Neler İster?

Veli Toplantıları

Zümre Toplantıları

Şube Öğretmenler Kurulu

 

2013 - Sanal Sosyalci

| Ana Sayfa | İletişim | Banner Kodları | Ziyaretçi Defteri |

Eğitim
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=